İşte ABD Senatosu'ndan Gelen Mektubun Şifreleri!

ABD Senatosu’nun 74 üyesi’nin imzasını taşıyan, Türkiye’ye yönelik sert eleştirilerin bulunduğu mektubun ne anlama geldiğini hukukçu ve köşe yazarı Orhan Kemal Cengiz yorumladı.

İşte ABD Senatosu'ndan Gelen Mektubun Şifreleri!
19 Mart 2015 Perşembe 14:02

Aktif Haber/Özel

Aktifhaber.com’a konuşan Orhan Kemal Cengiz, Amerikan Senatosundan çok sayıda ismin bir araya gelip, net bir şekilde tavır almasının tarihi olduğunu belirterek, bu mektubun Türkiye’nin önüne önemli bir yol ayrımı koyduğunu ve Amerika’nın Türkiye’ye karşı dış politikasını değiştirme yönünde büyük bir baskı olarak da okunması gerektiğini belirtti.

Türkiye’ye ilişkin 3. Dünya ülkesi ve diktatörlüğe doğru gittiği algısının yaygınlaştığını ifade eden Cengiz, hükümetin yaptığı hataların farkında olduğunu, sert tepki vermelerinin sebebinin de bu olduğunu söyledi.

İŞTE O AÇIKLAMALAR:

BU MEKTUP TÜRKİYE’NİN ÖNÜNE ÖNEMLİ BİR YOL AYRIMI KOYUYOR

Amerika’da senatörlerin her biri sanki başkan gibidir. Bizdeki gibi milletvekilleri ellerini indir, kaldır.. Amerika’da onların her biri Türkiye deyimiyle özgül ağırlığı olan, Amerikan siyasetindeki insanlar bu senatörlerin tamamı. Amerikan dış politikasını değiştirme yönünde büyük bir baskı olarak da bunu okumak lazım. Amerikan yönetimine, ‘Türkiye’yle ilişkilerinde demokrasi ve ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü ön plana al, artık temel kriter olarak bunu al ve ciddi bir değişime git’ demek bu aynı zamanda. Ve mutlaka da bir yansıması olacaktır. Bu sadece Amerika senatosu diye düşünmemek lazım. Daha önce de biliyorsunuz Avrupa Birliği’nden, Avrupa Konseyi’nden gelen çok ciddi eleştiriler var. Bu senatodaki mektup da Türkiye’nin önüne önemli bir yol ayrımı koyuyor. Ya bu antidemokratik uygulamaları derinleştirecek ve tabi ki neyi görüyoruz bu senatoyla beraber bunun ciddi bir bedeli olabileceğini görüyoruz. Hep sürekli bahsettiğimiz eksen kayması, Amerika’yla, Avrupa’yla Türkiye’nin uzaklaşması pahasına ancak yapılabileceğini bir anlamda görüyoruz. O bakımdan tabi ki çok önemli. Bir de herhalde Türkiye tarihinde hatırlamıyorum ben Amerika senatosundan, hepsinin bir araya gelip, net bir şekilde bir tavır almayı istemesini hatırlamıyorum. O bakımdan da tarihseldir tabi ki.

TÜRKİYE’YE İLİŞKİN 3. DÜNYA ÜLKESİ ALGISI YAYGINLAŞIYOR

Bu hükümet iktidara gelirken ve güçlenirken nasıl güçlendi, batıyla entegrasyon içerisinde güçlendi, yüzünü batıya dönerek güçlendi. Avrupa Birliği entegrasyonu hedefini önüne koyarak güçlendi. Şimdiyse bu Avrupa Birliği’yle entegre olmanın esamesi okunmuyor. Oralardan tamamen kopulmuş durumda. Hayali bir güçlülük, muhayyel bir yücelik şeyi var zihinlerde. Hayatta hiçbir karşılığı olmayan.. Ekonomi kötüye gidiyor, yabancı yatırımcı Türkiye’den çekiliyor ki bunların hepsi birbirleriyle bağlantılı aslında. Bunlar birbirinden uzak şeyler değil. Ali Babacan da söylüyor ya sürekli; yabancı yatırımcının gelmesi için demokrasi olması lazım, güven vermesi lazım, hukuk devleti olması lazım ülkede diye. Bütün bunlardan uzaklaşıldığı çok açık. Siz sadece Amerikan Senatosu’ndan bu olacak diye düşünmeyin. Zaten yabancı sermaye kaçısı var, ne diyor o senatörler; burada gazeteciler hapsediliyor diyor. Yani tamamen artık 3. Dünya ülkesi algısı ortaya çıkıyor Türkiye’ye ilişkin ve bu çok yaygınlaşıyor.

AKP TERCİHİNİ YAPMAK ZORUNDA

O bakımdan AKP çok temel tercihler yapmak zorunda bir kişiye mi teslim edecek kendi kaderini, ülkenin kaderini yoksa ‘Biz böyle yola çıkmamıştık, biz başka şeyler için yola çıkmıştık, demokrasi için, insan hakları için yola çıkmıştık ve bugün o yola çıktığımız yerden çok uzaklara gittik, biz yolumuzu kaybettik. Denizin ya da çölün ortasındayız, ne yapalım, edelim tekrar yolumuzu bulalım’ mı diyecekler? Yoksa ‘Biz bir tek kişinin kendi kafasında oluşturduğu ülke sevdasına kendisini konumlandırma biçimine, açıkçası diktatörlüğe mi teslim olacağız.’ Türkiye’nin önünde artık çok temel bu seçenekler var. 3. Bir seçenek yok AKP bakımından bakarsanız. Tabi seçimlerde zayıflayıp başka seçenekler ortaya çıkar o ayrı mesele.

BUGÜN ARTIK TÜRKİYE DİKTATÖRLÜĞE DOĞRU GİDİYOR DÜŞÜNCESİ VAR

Bu işler birikimle oluyor, bir anda olmuyor. Sadece senato diye düşünmeyin. Mesela geçenlerde The Guardian Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın mektubunun tam metnini yayınladı. 2-3 sene önce Türkiye’den gidecek, hükümeti şikayet eden böyle bir mektubun yayınlanma şansı yoktu. Çünkü genel kabuller vardı Türkiye’ye ilişkin. Gezi’den başlamak üzere çok ciddi bir şekilde görüntünün değiştiğini görüyoruz. Bana sorarsanız birinci önemli olay Gezi’ydi. Gezi protestolarına hükümetin verdiği cevap, bir anda ‘Burada bizim düşündüğümüz gibi bir demokrasi yok, burada başka bir zihniyet var ve bu zihniyet kendisini göstermeye başladı’ diye bir algı oluştu. Yine bence çok önemli bir kırılma noktası 17-25 Aralık süreci. Hükümetin kendisine yönelik bir yolsuzluk soruşturmasını tamamen hukuku ayaklarının altına alıp paspas yaparak çiğnemesi ikinci bir aşamaydı. Ve sonrasında sürekli olarak Erdoğan’dan gelen yargıya yönelik tutumlar, baskılar, iş adamlarına ayar vermeler, medyayı baskı altına alma... Bunlar zaten vardı, çok daha görünür hale geldiler şimdi. Sizin genel olarak mesela daha önce de Türkiye’de çok ciddi problemler oluyordu belki ama bu kadar göze batmıyordu çünkü genel rotanın demokrasi yönünde olduğuna inanılıyordu Batı’dan, Amerika’dan bakınca. Bugünkü görüntü değişmiştir. Bugün artık bunlar başka yöne, diktatörlüğe gidiyor genel düşüncesi var. Onun için de artık her şey çok daha fazla göze batmaya başladı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ŞUBAT AYINDA BENZER MEKTUBU İMZALAYAN KONGRE ÜYELERİNE ‘KİRALIK’ DEMESİ

HÜKÜMET KENDİSİNİN NELER YAPTIĞINI BİLİYOR O YÜZDEN BU KADAR SERT TEPKİ VERİYORLAR

Ne zamanki gerçekten çok ciddi bir demokrasi açığı vardır, dışarıdan bu yönde eleştiriler gelince, yani dışarıdakiler ya satılmıştır, ya ajandır, onların gizli ajandası vardır. Ve bu sadece Türkiye’ye de özgü değil. Bütün dünyadaki bakın demokrasiden uzak rejimlere, diktatörlüklere, otoriter rejimlere, yurt dışından gelen neredeyse bütün eleştirilerin aynı şekilde defedilmeye çalışıldığını görürsünüz. Eğer gelen eleştiri hiçbir şekilde gerçeğe temas etmiyorsa gülünüp geçilir. Şimdi siz gidip de şu anda örnek veriyorum, atıyorum İsviçre’ye Finlandiya’ya ‘Sen gazetecileri içeri atıyorsun, medya üzerinde büyük baskı yapıyorsun’ derseniz güler oradaki insanlar parlamentoda değil mi? Ya da bakarlar gözümüzden kaçan bir şey mi var, neden böyle eleştiri geliyor, biz bu ülkede iyi bir demokrasi olduğunu biliyorduk diye. Halbuki Türkiye hükümeti kendileri çok iyi biliyorlar medyayı ne duruma getirdiklerini. Kaç tane demokratik ülkede bir hükümetin kendi medyası olabilir, kaç tane ülkede bir hükümetin başkanı gazeteleri arayıp gazetecileri işten attırabilir, kaç tane ülkede kamu kurumları reklamlarını sadece iktidarı destekleyen gazetelere verirler.. Şimdi bu soruların cevaplarını, kendilerinin ne yaptıklarını onlar birliyorlar zaten. O yüzden bu kadar sert tepki veriyorlar. Yoksa derler ki bu söylediklerinizin hiçbir temeli yok güler geçerler ya da abartıyorsunuz derler. Ama bu kadar sert tepki verilmesi maalesef bir yaraya dokunulduğu için bu kadar ses çıkıyor.


Kaynak: AktifHaber

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.